Âşık ruhlar hoşça kalın…

Efnan Atmaca –  Önceki gün İlhan İrem’in vefat haberini aldığımızda sevenlerinin aklına onun “Sensizliğin acısını / Sen nereden bileceksin? / Sen hiç sensiz kalmadın ki…” sözleri geldi. Pek çok hayranı, dostu kendi sözleriyle veda etti İrem’e. Ama aslında biliyorduk onsuzluğun acısını. Uzun zamandır “uzak” yaşamayı tercih etmişti ünlü müzisyen.

Romantizmin baskın olduğu bir dönemde huzur veren sesiyle tanımıştı onu Türkiye. Adını duyduğumuzda ilk akla gelen şarkısı “Anlasana” da o yılların ürünüydü. Onu anlayabildik mi? Gelecek yıllar gösterecekti bu sorunun cevabını. Yavaş yavaş romantik döneminden sıyrılmaya başladı İrem. Senfonik rock müziğe yöneldi. Hatta Türk Pop Müziği’nin geleceğini bu tarzda gördüğünü söyledi ta o zamanlarda. Ama “Eğer arabeskin kucağına düşmezsek” diye şerh koymayı da ihmal etmedi. ‘80’lerde hem müziği hem de İlhan İrem değişti. Popüler kültürden uzaklaştı, kendi evrenini yarattı. Bu evrende onu “anlamak” isteyen herkese yer vardı, yalancı sevdalar hariç! Kendi de “İnzivada değilim. Popüler kültür vitrinlerinden uzak duruyorum. Yılda bir veya iki konser veriyorum ve albüm çalışmalarımı sürdürüyorum” diyerek anlatıyordu evrenini.

İnzivada yeni hayat

Aslında inzivada da kalmıştı bir süre. Yedi yıl kadar… Bu deneyim onu hem insan olarak değiştirdi hem de müziğinde farklılaştırdı. Tarabya’daki evine kapandı. Bu dönemde kendi içine, iç uzaylarına derin yolculuklar yapmayı öğrendi. İnzivada olduğu yıllarla ilgili pek çok şey yazıldı. Ama o bu yolculuktan, hüzün temasından huzur ve metafizik temalı şarkılara uzanan bir süreçle çıktı. ‘80’lerin sonlarına doğru iyice politikleşmeye başlayan sanatçı, ‘90’ları siyahlara bürünüp karşılayarak toplum ve sanat ortamında hissettiğini söylediği duyarsızlığa bir sessiz direniş olarak popüler kültürden tamamen çekildi ve 1992-2006 yılları arasında konserlerine ara verdi.

Sonrasında ruhani yolculuğu daha da derinleşti. Bir yazısında “Gerçek sanat yapıtını izlerken insanlar kendilerini küçük ya da azalmış olarak değil, olağanüstü bir görkemin parçası olarak hissederler. Müziğimi meditasyon boyutlarında dinleyenler, algıladıkları bir yansıma ile çevrelerindekilerinin enerjilerini etkileyen ve kainatlara dalga dalga yayılan bir enerji yaratıyorlar” diyerek ortak etti bu yolculuğa onu ‘anlayanları’. Dahası politikleşti İlhan İrem. Hatta Fetullah Gülen’i eleştiren bir mektup kaleme aldı. Duygularını, düşüncelerini şarkıları kadar kitapları ve yazılarında da dile getirdi. Atatürk’e olan bağlılığının altını ısrarla çizdi: “Mustafa Kemal Atatürk; Onu düşündüğümüzde hepimizin yüzünün mutlulukla ışıldamasıdır. Dün, bugün ve geleceğimiz, hümanizm, deha, merhamet, asalet, sağlam duruş ve hiç kaybetmediğimiz umutlarımızdır” dedi.

‘Veda’sını yazmıştı

Böbrek yetmezliği olan ve diyalize giren İlhan İrem, bir yaz günü veda etti bize. Onun gidişiyle sevdiğimiz sesleri daha çok anmamız gerektiğini hatırlarken organ bağışının ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha gündeme getirmek gerekiyor. İnternet sitesinde yer alan “Veda” adlı yazısını
“Âşık ruhlar hoşça kalın. Aşk sonsuza kadar bizimle” diye bitiriyordu İrem.

“İşte hayat yine akıp gidiyor

İşte hayat sensiz de yaşanıyor

İşte hayat böyledir deniyor

Zaman her şeyi siliyor…”

demişti yıllar önce de. Hayat akıp gitse de zaman sevdiklerimizi silemiyor. Sen de hoşça kal âşık ruh… Sonsuza kadar bizimlesin.

Hem ressam hem yazar

İlhan İrem’in ilk kitabı “Pencere… Köprü… Ve Ötesi…” 1985’te yayımlandı. Türkiye’de son dönemde yaşananları kendi penceresinden kaleme aldığı “Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları” isimli yedinci kitabını ise 2014 yılında çıkardı. Aynı zamanda bir ressam olan İrem, soyut resimleriyle kişisel sergilere de imza atmıştı.

Hey dergisinden bir fotoğraf: Yıl 1974, İlhan İrem, Sultanahmet’te hippilerle birlikte gitar çalıyor.

Eurovision’da finale kaldı

İlhan İrem, üç kez Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye finallerine de katıldı. “Bir Yıldız” adlı bestesi 1979 Eurovision Türkiye finaline kaldı. Ama yarışamadan askere alındı. Finallerde yarışabilmesi için TSK’dan İlhan İrem’e özel izin verildiği hâlde, sanatçının bağlı bulunduğu plak şirketi bu süreçte “Bir Yıldız” adlı şarkının yer aldığı “Sevgiliye” albümünü yayınladığından, kurallar gereği diskalifiye oldu. İlhan İrem, 1988’de “Yurtta Barış Dünyada Barış”ve 1990’da “Komedi” adlı besteleriyle iki kez daha Eurovision yarışmasına katıldı. Sanatçı aynı zamanda Türkiye’yi 1986’da Norveç’te temsil eden “Klips ve Onlar” grubunun seslendirdiği, Melih Kibar’ın bestesi “Halley” şarkısının da söz yazarı.

Ödüllerle dolu bir hayat

İlhan İrem sanat yaşamı boyunca altı kez altın plak olmak üzere pek çok ödül aldı. Aralarında Hey ve Ses de olmak üzere çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından pek çok kez “yılın erkek sanatçısı” ve “yılın sanatçısı” ödüllerine layık görüldü. Birçok şarkısı ve albümü çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından “yılın şarkısı/yılın albümü” seçildi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi psikoloji mezunu olan eşi Hansu İrem ile 1 Ekim 1991’de evlenen İrem’in son dönem eserlerinin çoğunun şiirlerini eşi yazdı.

Vasiyeti üzerine İlhan İrem için bugün saat 12’de İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlenecek. Sanatçı Bebek Camii’nde kılınacak namazın ardından Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilecek.