Trump’tan Sürpriz Hamle: Putin ve Netanyahu’ya Gazze İçin Davet – Paraanaliz

“`html

Politika

Trump’tan Yenilikçi Adım: Gazze İçin Putin ve Netanyahu’ya Davet

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Gazze’ye yönelik bir inisiyatif başlatarak, uluslararası gerginliklerin çözümüne katkıda bulunmak için oluşturduğunu belirttiği “Barış Kurulu” çerçevesinde yeni davetler yolladı.

  • 19 Ocak 2026

Trump’tan Yenilikçi Adım: Gazze İçin Putin ve Netanyahu’ya Davet

Washington’dan alınan bilgilere göre, Rusya ve İsrail, bu davetlerden haberdar olan son ülkeler arasında. Beklentilere göre, bu davetler uluslararası arenada gerginlikleri daha da tırmandırabilir.

Trump’ın ifadelerine göre bu kurul, Gazze’nin yeniden yapılandırılması ve silahsızlandırılmasına odaklanacak, aynı zamanda çeşitli bölgelerdeki çatışmalara çözüm üretmeyi amaçlayacak. Ancak, davet edilen ülkeler ve kurulun yapısı hakkında tartışmalar çoktan başlamış durumda.

Putin’e Yapılan Davet, Ukrayna Savaşı Gölgesinde

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in davet aldığı doğrulandı. Kremlin, bu teklifle ilgili “tüm detayları netleştirmeye çalıştıklarını” duyurdu. Davetin zamanlaması, dikkat çekici bir öneme sahip; zira Rusya, son dört yıldır süregelen bir savaşın içerisindedir ve Batı ile ilişkileri son derece gergin bir hal almış durumda.

Putin, daha önce Trump’ın ateşkes tekliflerini olumlu bir şekilde değerlendirdiğini ifade etmişti. Ancak Gazze konusundaki ilişkiler, İsrail ile Rusya arasında son dönemde belirgin bir şekilde gerilmişti. Moskova’nın “Barış Kurulu”na nasıl bir yanıt vereceği ise belirsizliğini koruyor. Rusya’nın daveti kabul etmesi, kurulun uluslararası meşruiyetine güç katabilir; aksi halde Trump’ın girişimi olumsuz yönde etkilenecektir.

Netanyahu Daveti Aldı, İsrail Temkinli

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ofisi daveti doğruladı fakat katılım konusunda net bir açıklama yapmadı. İsrail hükümeti içerisinde, kurulun yapısına karşı ciddi çekincelerin olduğu yönünde ilk tepkiler gelmektedir.

Kaynaklar, Gazze Yürütme Kurulu’nun kurulmasıyla ilgili olarak, bu sürecin İsrail makamlarıyla eşgüdüm içinde yürütülmediği yönünde bir eleştirinin bulunduğunu aktarmaktadır. Resmi açıklamalarda bu durum eleştirilse de, Netanyahu’nun bu süreçten haberdar olduğu konuşuluyor. ABD’li yetkililerin “Bu Washington’un projesidir, İsrail buna karşı çıkamaz” yaklaşımı, iki ülke arasındaki güç dengesinin yeniden tartışılmasına yol açmış durumda.

Fransa, Geri Adım Attı: “BM Yapısını Tartışmaya Açmamalı”

Trump’ın davet gönderdiği ülkelerden bir diğeri Fransa oldu. Ancak, Paris yönetiminin bu daveti reddetmeye hazırlandığı belirtiliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘a yakın çevreler, planın yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadığını ve Birleşmiş Milletler’in temel ilkelerini sorgulamaya açtığını savunuyor.

Fransız yetkililere göre, önerilen yapı BM’nin yetkilerini gölgede bırakma potansiyeline sahip. Bu nedenle, mevcut şartlar altında bu girişime olumlu yanıt vermeyi düşünmüyorlar. Fransa’nın bu tutumu, Avrupa’da ortak bir yaklaşım olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

“Barış Kurulu” Nasıl Bir Yapı Öngörüyor?

Trump’ın geçtiğimiz yıl tanıttığı 20 maddelik planın merkezinde üç katmanlı bir yapı bulunmaktadır. En üst kademede, Trump’ın oluşturacağı Barış Kurulu yer alıyor. Bu kurulda ABD ve Avrupa’nın önde gelen siyasi figürlerinin bulunması planlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi isimler, öne çıkan adaylar arasında yer almakta.

Alt kademelerde ise Gazze’nin idari ve belediyeye ilişkin yönetimi öngörülmektedir. Ancak dikkat çeken bir ayrıntı, Filistinli temsilcilerin bu yapı içerisinde yalnızca yerel roller üstlenmelerinin planlandığı. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, bu durumun Filistinlilerin siyasi iradesini yok saydığı görüşündeler.

İsrail İçinde Sert Tepkiler: Smotrich’ten Açık Red

İsrail hükümeti içindeki en sert eleştirilerden biri, Sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten yükseldi. Smotrich, Trump’ın rehine takası konusundaki çabalarına teşekkür ederken, Gazze planının “İsrail için kötü” olduğunu öne sürdü ve tümüyle rafa kaldırılması gerektiğini savundu.

Smotrich, ABD öncülüğünde kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nin kapatılmasını talep ediyor. Bu merkezde Mısır ve İngiltere gibi ülkelerden personelin bulunmasının İsrail’in güvenliğini zayıflattığını ileri sürüyor. Ayrıca Hamas’a kısa bir süre tanınmasını, silahsızlanma olmaması halinde Gazze’nin doğrudan İsrail kontrolüne geçmesini savunmaktadır. Türkiye veya Katar gibi ülkelerin süreçte rol almasına da katı bir şekilde karşı çıkmaktadır.

Gazze Gerçeği ve Sahadaki Çelişkiler

Beyaz Saray, planın “ikinci aşamaya geçtiğini” açıklasa da, sahadaki durum bu ifadelerle örtüşmemekte. Hamas, İsrail’in daha önce verdiği taahhütleri yerine getirmediğini, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve geçici barınma imkanlarının sağlanması konularında adım atılmadığını belirtiyor. İsrail ise Hamas’ın hala bazı yükümlülükleri yerine getirmediğini savunuyor.

Bu karşılıklı suistimaller, Barış Kurulu fikrinin sahadaki gerçeklerle ne kadar uyumlu olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Gazze’de bombardıman ve abluka devam ederken, dış aktörlerin ağırlıkta olduğu bir “barış paneli”nin ne ölçüde çözümler üretebileceği belirsizliğini koruyor.

Eleştiriler ve Gelecek Senaryosu

Putin’e yapılan davetin kabul edilip edilmeyeceği, Fransa’nın kararlı tavrı ve İsrail içindeki sert muhalefet, Trump’ın girişimini küresel bir “yıldırım çubuğuna” dönüştürmüş durumda. Eleştirmenler, Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kadar süregelen çatışmaların aktörlerini aynı masaya oturtmanın, barıştan çok yeni gerilimler doğurabileceğini savunuyor.

Özellikle Filistinlilerin sürecin dışında bırakılması, planın meşruiyetini zedeleyen en önemli unsur olarak görülüyor. Gazze’de yaşayan sivillerin günlük yaşamı, diplomatik gösterilerden çok daha ağır bir gerçeklikle şekilleniyor. Bu nedenle “Barış Kurulu”nun, adından beklenen barışı sunamayacağı yönündeki endişeler giderek artıyor.

“`